LİSELER İÇİN KULUÇKA (GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ) MODEL ÖNERİSİ

2 Nisan 2021 / Olcay Büyükçapar / İzmir-Aliağa

Her girişim bir problemin çözümü olarak ortaya çıkar derler. Kimi zaman da problem yoktur, merak duygusu temel motivasyondur. Bir başka deyişle, insanın evladının dünyadaki üretme isteği ihtiyaçla veya merakla başlar.

Her girişim aynı zamanda başlangıçtır. Sancılıdır. Tıpkı güçlü bir duyguyla başlasam da bu yazıya, girizgâhı yapmakta yaşadığım sıkışmışlık gibi. Çok şey var aklımda, şunu da yazayım dediğim. Bir anda her biri aynı kapıdan geçmeye çalışınca, zor oluyor başlamak da doğal olarak.

Bu yazıyı tümüyle doğal bir üslupla kaleme almaya çalışacağım. Yeri gelince mevzuata atıf yapacağım, gerektiğinde çatısı altında görev yaptığım kurumumun vizyonuna, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerine de vurgu yapacağım. Bu şekilde şahsıma ait düşünceleri, ortaya koymaya niyetlendiğim modeli somut unsurlarla ilişkilendireceğim. Elbette doğal bir yazıdan beklenmesi gerektiği üzere, metnin önemli kısmı kişisel deneyimlerimden elde ettiğim çıkarımlar, bilgim, hayallerim, cehaletim, merakım, kızgınlıklarım, kırgınlıklarım, düş kırıklıklarım, kaygılarım, ürettiklerim, ilişkilerim, hatalarım, ihtiyaçlarım ve öznel düşüncelerimden meydana gelecek. İşte bu nedenle, yazıyı baştan sona okuyacaksanız, lütfen bu tebliğimi metnin her bir paragrafında hatırlayın. Samimi bir yazı olarak algılayın. Kişisel algılamayın. İçindeki önerilerin eğitim sistemimize olumlu katkı yapmasını istediğimi, belki yetkili-etkili bir makam erki okursa yürürlüğe koyabilme olasılığını düşünerek yazdığımı lütfen göz önünde bulundurun.

Şimdiden bu -uzun olmasını öngördüğüm- yazıyı okuma nezaketinizden ötürü teşekkür ederim. Kalabalık, gürültülü, bol uyaranlı yaşamda, değer verip okumanız onurlandırır.

· Öğretmenlik mesleğinin itibarı Startup kurduğunda para kazandığında azalmaz artar

· Öğrencilerini işe koşan, geliştiren öğretmen model olur, girişimciliği öğretir, öğretmek için anlatmak yerine yaptırır ve yapar

· Akademisyenler teknoparklarda böyle bir imkana sahipler ve itibarları düşmüyor aksine yükseliyor. Bilimi ticari değere dönüştürmenin nesi itibar azaltır?

· Akademisyenler kurdukları şirketler için teşvik alıyor devletten. Devlet bir de üstüne bu hocalara teşvik veriyorsa, itibar azalmasından söz etmek ne kadar mantıklı?

· Üniversite hocaları kurdukları şirketlerde öğrencilerini çalıştırabiliyor hatta üstüne TÜBİTAK gibi bilim kuruluşları buralarda çalışan öğrencilere, buralarda çalıştıkları için burs veriyor (adı farklı da olsa akademinin endüstriye olan akışında araştırmacı bursu diye bir kavram olduğunu biliyorum)

· Devletin kurumları teknoparklardaki şirketlere hibe destekler veriyor. Bigg gibi. Bu durumda hocaların öğrencileri ile ekip olarak şirket kurmaları para kazanmalarını nesi garip ve onur kırıcı?

· Para kazanmak, ticari kar getirici faaliyetler yasaklanmış durumda. Çünkü devlet memurunun onurunu alçaltıyormuş. Üniversite hocaları bizden daha üst düzeyde ama onlara bir de üstüne devlet para veriyor şirket kurup para kazansınlar diye.

· Öğretmenin Startup kurması, burada öğrencilerine rol model olması, birlikte takım çalışması, işbirliği, kriz yönetimi, çatışma yönetimi, temel finansal işlemler, pazarlama, marka, patent, dokümantasyon, yazılım üretme, insan kaynakları, halkla ilişkiler, marka yönetimi, dijital pazarlama, yeni öğrenme teknikleri, görsel medya üretimi, sosyal medya reklamcılığı gibi konularda birlikte çalışmaları ve bu yolculuklarında harcadıkları ZAMANI – PARA FORMUNDA geri almalarında nasıl bir sakınca olabilir?

· Kaldı ki EBA platformunda mesleki gelişim altında Google tarafından üretilmiş olan Dijital Pazarlama eğitimi içeriği var ve saatler sürüyor. Bakanlık resmi olarak bu eğitime öğretmenlerden MEBBİS üzerinden başvuru alıyor. Eğitim içeriğinde anlatılanları yapmayacaksak o zaman televizyon dizisi izlemekten farkı kalmaz değil mi? Bakanlığımız bizim girişimci olarak rol almamızı bekliyor bence. Bu durumda öğretmenin girişimci olması, lise öğrencilerinin de içindeki olduğu startuplar kurup bilgisini ticarileştirmesinde sakıncayı bırakın, teşvik görmekteyim.

· Bir öğretmen bildiklerini öğrencilerine aktarırken gerçek bir vaka üzerinde çalıştığında çok daha etkili bir öğretici olacaktır. Bu eğitimsel gerçektir. Bir fikri işe dönüştürmek, bu yolda yapılması gereken işleri atılması gereken adımları atmak…. Öğrencileriyle birlikte bu yolda ilerlerse öğrencilerine de gerçek vaka üzerinden 21.yy becerilerini kazandırmış olmaz mı?

· Ticaret yapmak dinimizce de helaldir ve haktır. Hatta sünnettir. Ticaretin ahlakını da öğrencilerimize kuracağımız startuplar veya biraz daha Türkçesiyle girişimlerle versek fena mı olur!

· On birinci kalkınma planı, 2023 vizyonu, kalkınma ajanslarının raporları da zaten bize aynı şeyi söylemiyor mu?

· Öğretmen değer üretmiyor mu? Bilgisini canlıya aldığında eğer ticari bir değer üretecekse bu durumda kazanan milli ekonomimiz olmaz mı? Girişimci bir gencimiz ürettiği bir mobil uygulama ya da masaüstü yazılımı ya da bulut tabanlı bir servisi hayata geçirip bunu pazarladığında milli teknolojimize katkısı olmaz mı?

· Kuluçkalar bir yandan da okulun bilim-girişimcilik-teknoloji haznesi olmalı. Buradaki eğitim seminer gibi faaliyetlerle gelişim gösteren öğrenciler okulun 4006, 4007 benzeri, Erasmus, Etwinning benzeri proje, fuar, yarışmalarında değerlendirilebilir. Okulun bilimsel beslenme kaynağı olabilir.

· Teknoloji ile bilim birbiri ile çift taraflı olarak ilişkilidir. Aynı şeyler değildir! Yıllardır bilim ve teknoloji kalıbını kullana kullana ikisinin arasındaki “ve” bağlacını hepimiz unuttuk. Öğrencilerimize de bu ikisi arasındaki korelasyonu bir türlü anlatamıyoruz. O nedenle de çocuklar kod yazınca önemsiz geliyor, kimya deneyi yapınca “ooo” çekiyoruz. Oysa ikisi birbirine o kadar muhtaç ki! Bilimi kutsuyoruz, teknolojiyi ise onun yavrusu gibi görüyoruz. Akademi dünyasında da “tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan” şeklinde “bilim mi teknolojiden beslenir teknoloji mi bilimden” ikilem çook uzun zamandır tartışılıyor. Ancak bu tartışmayı yürütenler de biliyorlar ki BİLİM eşitDeğildir TEKNOLOJİ…

Son sözü başa alıyorum

Gerçek anlamda üretmeye hevesli öğrenci ve öğretmenler, kuluçka ekosistemlerinde beslenmelidir. Kuluçkalar ortaöğretim (lise) düzeyinde yeterliliği (hevesli yürütücü öğretmenler ve kütüphane veya benzer bir oda) olan kurumların bünyesinde olmalıdır.

Bu kuluçkalar pilot, genişletilmiş pilot, genel uygulama, zorla uygulama şeklide okul yönetimlerine ve okuldaki öğretmenlere dikte edilmemelidir. Tamamen kendiliğinden, çiçeklerin tozlaşarak üremesi gibi, birbirlerini etkilemesi ile çoğalmalıdır. Bulaşmalıdır. Eğer on yıllardır yapılan hata tekrar edilirse; üst mercilerden “Yapılacak! Yapın…”  dayatmasıyla yapılırsa, verimsiz olacağı, öğretmene ve okul yönetimine işkence olacağı, güzelim A4 kâğıtlarının üstünde istatistikî olarak “başarılı” görünen kocaman yalanlar olacağını lütfen bilin. Maalesef ne çekiyorsak “mış gibi” yapmaktan çekiyoruz. “mış gibi” yapmayı bırakmak için de önerdiğim liselerden kuluçka modelini kesinlikle pilotlamayın, genele resmi yazı marifetiyle yaymayın. Her on beş günde bir üst yazı yazıp “toplam girişimci sayısı”, “eğitim sayısı”, “bootcamp’lere katılan öğrenci sayısı” ve benzeri başlıkları excel tablolarına işleyip gönderilmesini istemeyin. Bu angarya istekler modeli mezara gömer. Bakanlığımızın proje mezarlığına bakmak için Google amcaya “MEB + Proje” şeklinde bir sorgu yazın, göreceksiniz.

Peki, bu model nasıl yaygınlaşacak, bir tek sen kendi okulunda yapacaksın herhalde 🙂

Her eğitimci bilir; kalıcı öğrenme isteniyorsa model davranışlar sergilenmelidir. Yani model olarak alınan kişi veya proje mutlaka onu takip edenleri heveslendirmeli, motive etmeli, taklide sevk etmelidir. Öğrenciler (keza kendi öz evlatlarımız da) söylediklerimizin çoğunu duymazlar. Duysalar da davranışa, tutuma dönüştüremezler. Ancak model olarak davranışlarımızı örnek alır, bizim gibi olmaya, bizim gibi konuşmaya, bizim gibi paylaşmaya çaba sarf ederler.

Okullardaki kuluçkaların yaygınlaşması da iyi örneklerin model alınması ile gerçekleşmelidir. A okulunda herhangi bir zorlamaya tabi olmadan, öğretmenler kendiliğinde kuluçkayı kurup, organizasyon çatısını oluşturup, girişimci öğrencilerini ve girişimci meslektaşlarını desteklemeye, beslemeye başladıkça, deneyim elde edeceklerdir. Gittikçe kuluçkalarının işleyişini olgunlaştıracaklardır. Eksiklerini de girişimciliğe dair kitap, konferans, film, görüşme, başarı-başarısızlık hikâyeleri, internet forumları, diğer okullardaki kuluçka yürütücüleri veya danışmanları, mentorlar gibi girişimcilik ekosisteminin unsurlarından gidereceklerdir. Tüm kaynaklardan beslenerek, okullarının çevre koşullarına adapte, çevresel gereksinimleri önceleyen bir kuluçka yapısını güçlendireceklerdir.

A okulu bünyesindeki kuluçkanın bilinirliği, yaygınlık etkisi hissedilmeye başlanacaktır. Çevre okullardan, hatta lokasyon olarak başka il ve ilçelerdeki okulların da eğitim personeli, öğrencileri, yöneticileri bundan haberdar olacaktır. Bu noktada sıklıkla “tu kaka” ilan edilen sosyal ağların gücünün de olumlu yönde kullanılma potansiyelini lütfen dikkate alınız. Küçük küçük de olsa liseli girişimcilerin başarı öyküleri, öğretmenlerin başını çektiği startuplar duyuldukça, etki dalgasının çapı genişleyecektir. Çevredeki öğrenciler, öğretmenler, veliler, kantin işletmecisi kuluçkadan çıkan ürünlerden, hizmetlerden, ortaya çıkan sinerjiden etkilenecek, hakkında konuşmaya başlayacaktır.

Bu bulaş etkisi beraberinde, etkiye maruz kalan okulların da kuluçka kurma noktasında heves ve heyecana bürünmelerini sağlayacaktır. B okulunda görev yapan ekip, işte bu motivasyon rüzgarını arkasına alarak know-how olarak da adlandırılan, bilgi, deneyim, yolda yaşanabilecek kazalar, uyarılar, olası riskler gibi geniş bir “nasıl yapılır” kılavuzunu A okulundaki kuluçkanın kurucularından almaya çalışacaktır. Sonrasında da girişimcilik ekosisteminin tüm unsurlarına başvurarak kendi okullarındaki serüveni başlatıp geliştireceklerdir.

Bu süreç doğal işlemelidir. Yani onlar yapıyor biz de yapalım mantığı olmamalıdır. Tamamen gönüllü şekilde gerçekleşmelidir. İnsanoğlu gönülsüz iş yaparsa mutlaka bir tarafını eksik yapar. Gönülsüz şekilde öğretmenine kuluçka kurduran bir yönetici yalnızca öğretmen arkadaşına mobbing yapmakla kalmayacaktır -ki bu bile yeterince üzücü bir sonuçtur!- daha geniş düşünürseniz, aslında kuluçka modelinin temel ilkelerini çiğneyerek, bu modelin kötü anılmasına dahi sebep olma olasılığını artırmış olacaktır. Kötü ün istenmeyen bir durumdur ve yaygınlaştırma çabalarını, emekleri, elde edilen kazanımları alaşağı eder.

Okullarımızdaki eğitsel kulüplerin (istisnalar hariç) mevzuat zorlamasıyla teşkil olduğu bilinen bir gerçektir. “Mış gibi…” yapılır büyük oranda. Kulüp nedir? Kulüp ile topluluk kavramları arasındaki benzerlik nedir? Sosyalleşerek topluma katkı yapmak demek ne demek? Bu soruların yanıtlarını çoğumuz bilmeyiz! Öğretmenlerimiz için kulüp çalışması demek çoğunlukla yoklama alınan, sonrasında başkanın seçildiği, ilerleyen zaman diliminde de periyodik olarak yine yoklama alınan, evlere dağılım öncesi ne yapılacağı bilinmeyen dört duvar arası zaman kayıplarıdır! Çoğu öğretmen arkadaşım da zaten gereksizliğinden, verimsizliğinden dert yanar. Oysa eğitsel kulüpler ile ilgili yönetmeliklere azıcık baksak, eski adıyla eğitsel kolların ne kadar da muhteşem yapılar olduğunu göreceğiz. Zamanla, örselenen itibarı, önemsizleştirilmesi, özünden kopması nedeniyle, kimsenin kaldırmak istemediği cenaze halini almıştır. Covid-19 pandemisi ile eğitsel kulüpler de rafa kalkmış, angarya görülen bu toplanmalar şimdilik bir kenara itilmiş durumda (Bu yazı pandemi döneminde kaleme alındı). Ancak topluluk zihniyetiyle hareket etmeye çalışan öğretmen ve öğrenciler aslında fiilen kulüp çalışmalarını sürdürmekteler. Bu sayı çok az; Etwinning yapanlar mesela. Eğitsel kulüplerle ilgili yergilerim ile varmak istediğim ana fikir şudur: Lütfen, kuluçkalarını da bu şekilde itibarsızlaştırmayalım. Herkesin yapmak zorunda olduğu bir proje gibi son derece hatalı bir çıkarım yapmayalım. Tamamen doğal akışında tamamen doğal yollar ile, gönüllü insanların yaptığı bir iş olmalı kuluçka.

Olcay Büyükçapar

Garaj Alp Oğuz Girişimcilik Merkezi (Ön Kuluçka) Kurucu/Yürütücüsü

İzmir Girişimci Öğretmen Topluluğuna katılmak isterseniz:

https://kommunity.com/izmir-girisimci-ogretmen-agi